Giderken zamansızlığa zamanın en can alıcı yerinden, kan kırmızı ölümleri tükürdüm hayata. Hayat bu değildi aslında.
Yaşarken mutsuz olma riskini gönül rahatlığıyla sineye çekmişken, her dakika mutsuzluğu kabullenmenin anlamı ne? Bu çirkin gülüşleri yırtıp atmak istiyorum yanaklarından. Yağmalanmış suretleri bir de ben tırmalayıp, kaldırımlara terk etmek istiyorum. Ölümün başucunda, nefes nefes içime çekmek istiyorum hayatı.
Sevmeler, taze tebessümüne hapsolduğum bahar, kırılmış hayatlar… Ne de zor geldi mavi ferahlığı temiz tutmak. Bu muydu vefa?
Fuzuli! Aruzlu şiirlerindeki mana bile artık renk vermiyor. Zorlama kendini, bırak hayat ahenksiz kalsın. Bilirsin şeb-ta-seher bidar olanların halini; ama geceler horul horul tükenmekte.
Gölgeli bakışları ile özledim artık bakmayı unutan dünyada. Çünkü herkes yalnızca kendini görür oldu, âleme kör.
Giderken döneceğim. Zamansızlığı tutup ellerinden, mevsimi hediye edeceğim, mevsimini bile unutan hayata.




