Çalınmış onca hayat var
Ona takılıp giden
Yolların ağırlığıyla kulaklarım çınlıyor.
Gözlerim taşıdığı sözlerin sarhoşu
Ve ayaklarım zivt kokulu sabunlar
Tüm kirliliğini sağaltan akıntıya
Ve yağmurun dinmesiyle sözlerim durulur.
Parmaklarımdan akan mürekkep
Kan kırmızısı
Damlayan musluk yada güneş
Sözler çivilerle çakılmış
Tahta parçacıkları
Tutuşturulmuş bir ateşin kavurucu ışığı,
Yalan parlıyor.
Kentin seyirtken itlerinin
Kuyruk kıvrımları ve salyaları..
Parmaklarım birbirine dolanıyor.
Kahkahaların çığlığı sarıyor geceleri
Sıkıntı, bir kadın hayaliyle
Sürtünüyor şehvete.
Eteğinin altındaki gururla düşüyor bir et
Göbek deliğine bağlanan sır,
Yada kulağıma üflenen ezan,
Koltuk altımdaki düğme
Çantamdaki yanık kibritler.




