Her bir tepende sana sahiplik etmişler yatarken; Bu ara sahipsizlik sana zor mu geliyor? İstanbul olduğun gün akan sevinç gözyaşları boğazından akarken, Şimdilerde ızdırap gözyaşlarımı dökülüyor söyle ey İstanbul… Bu suskunluk neden?
Boğazın serin sularında giderken, senin gözyaşının sıcaklığı ısıtıyor yüreğimi. Sağlı sollu bütün güzelliklere rağmen! Bu gözyaşları; sahibine duyduğun özlem mi söyle ey İstanbul… Bu suskunluk neden?
Yer üstündeki güzellikler kadar, yer altında yatan misafirlerin teselli olmuyor mu sana söyle ey İstanbul. Şu ileride Fatihin diktiği çınar senin yüreğini serinletmiyor mu söyle ey İstanbul… Bu suskunluk neden?
Bugünlerde senin üstünde gezenler sana teselli olamıyor mu? Yoksa sırtına yüklenen günahlar artık taşınmaz mı oldu? Yoksa üstünde gezenler bastıkları yerlerde yatan misafirlerden bi haber olmaları mı seni üzen söyle ey İstanbul… Bu suskunluk neden?
Şu ilerideki surlar sana güven vermiyor mu artık düşmanlara karşı? Şu ileride duran kule adaletle hükmetmiyor olması mı seni üzen… Yoksa Fatih in açtığı ayasofyanın mahzunluğu mu seni üzen… Söyle ey İstanbul! Bu suskunluk neden?
Seni İstanbul yapmak için can atanlar, canlarını verenler teselli olmuyor mu? Senin eteklerine kadar gelip senin için kanlarını akıtan erlerin kan kokusu damı teselli etmiyor? Oysa İlk ayak seslerini duyduğunda kalbin duracak gibi olmuştu heyecandan…
Efendiler efendisine ev sahipliği yapmış, şimdilerde sinende misafir ettiğin zat damı teselli olmuyor mu? Söyle ey sahibini arayan şehir… Söyle ey istanbul! Bu suskunluk neden?
Şimdilerde senin gözyaşlarına gözyaşlarını katan, ızdırabına ızdırabını katan idealist gençler var… Onlar da senin sahibini bekliyor dört gözle… Onlarda senin özlemine ortak oluyorlar… Farkında değil misin söyle ey İstanbul! ! Bu suskunluk neden?
Gündüzleri herkes gibi geziyor üstünde, ama bastıkların yerin farkında, baktığında senin ızdırabını gören… Kulak verdiğinde hıçkırıklarını duyan bir gençlik… Gecelerinde karanlığa inat geleceğe çakmak gözlerle bakan… Senin ızdırabına dualarını katan bir gençlik var… Ey sahibini arayan şehir sabret çoğu gitti azı kaldı, sık dişini… Göz pınarlarımız kurumadan gelecek elbet sahibin…
Belki hıçkırıklarına karışan ayak seslerini duyamıyorsun, sussan duyacaksın sahibinin ayak seslerini… Gözyaşlarından buğulanmış gözlerini silsen; uzaklardan gelen sahibini göreceksin kim bilir… Sabret sahibini arayan şehir sabret…





23.11.2009 , 19:57
Allah bin bir kere razı olsun hocam. Eline yüreğine sağlık…
23.11.2009 , 05:23
Allah razı olsun,gönlünüze sağlık hocam..