Bir yokmuş, bir yokmuş, bir yokmuş… Hiç olmamış o küçük kızın mutluluğu. Hep gülermiş yüzü gülmesine de içinde taa derinlerinde çok büyük acıları varmış. Neşe saçarken etrafına, geceleri ağlamaktan dermanın kalmadığını kimse düşünmezmiş.
Çok kişi gelip geçmiş hayatından. Gelip de geçmesini istemedikleri bile bırakıp gitmiş. Her gidiş yanına bir parça almış o küçücük yürekten. Ve her gidiş arkasında bir hüzün, birkaç damla gözyaşı bırakmış. Belki gittiklerini zannetmiş gidenler ama hepsi birer mızrak gibi daha da derinlere saplanmış, gün geçtikçe acısı artan. Nemli gözlerle geriye dönüp baktığında aslında hiç birinin olmadığını fark etmiş. Ve “SON” demiş küçük kız “son”unda…
Bir daha hayatının merkezine koymayacakmış hiç kimseyi. Akıllanmış artık, büyümüş(!) çünkü. Öğrenmiş öğrenmek istemediklerini… Yorulmuş, kalmamış mecali ufak bir heyecan yaşamaya dahi. Sadece yaşayacakmış… “Son”unu beklemeye karar vermiş. Ne kendisi ne de başkaları içinmiş geçen saatler, günler, haftalar… Yaşıyormuş(!) sadece.
Yine gülüyormuş, mutluymuş(!) ama hiçbir umut yokmuş içinde. Hiçbir beklenti… Hiçbir duygu… Böylece devam ederken “yaşamaya” birdenbire kıpırtılar oluşmaya başlamış. Nedenini anlayamamış ve bir korku kaplamış içini. Neler olduğunu henüz kavrayamamışken kendini yeniden hayatın ortasında buluvermiş. İster istemez çarpıyormuş kalbi. Önüne geçmeye çalışmış, kaldıramazmış bir gidişi daha, bir mızraklık daha yer kalmamış kalbinde… Pörsümüş duygularının yeniden şahlanmasına imkân olmadığını düşünmüş. Lakin olan olmuş çoktan…
O minik kalp demir atmış bile limana. Yanlışlıkla bağlanmış. Merhaba demiş sonlu bir başlangıca, mani olamadığı titrek yüreğiyle. Buna ihtiyacı da varmış esasında. Acılar kumbarasında biriktirdiklerini harcamazsa ağırlığını daha fazla taşıyamayacakmış.
O güne değin tatmadığı güzellikleri yaşamaya başlamış. Öyle huzur bulmuş ki o limanda… Öyle güvenmiş ki tüm fırtınalardan kendisini koruyacağına… Orada duymuş en dokunaklı dostluk nağmelerini, en samimi dokunuşları orada hissetmiş… Bağladığı zincirin halkalarını güçlendirmek istemiş asla kopmak istemediği güzellikler karşısında. Kendince dünyanın en mutlu insanı oluvermiş kısacık bir zamanda, MUTLULUĞUM dediği limanda…
Gökten üç elma düşmüş; biri küçük kıza mutluluk olan “MUTLULUK” a, biri mutlu masal kahramanlarına, biri de tüm “MUTLU SON”suzluklara





02.11.2009 , 21:47
“küçük kız” gibi huzur bulabileceğimiz güvenebileceğimiz bir limana demir atmak duasıyla…