Affet beni… nefret ettiğin cümleler kuruyorsan öznesi benim… kendi boşluğumda seni hatalara sürükleyen benim. pişman oluyorsan zaman zaman sebebin benim…güne keşke diye başladıysan eğer, benim yüzümden… Lanet okuduğun günlerin başlangıcı benim… Ama… nolur affet beni…
Beynimin işkence masalarından kaldır beni, yüreğimin idam sehpalarından kurtar. Aldığım nefes sayısınca verilen cezaların yüküne senin pişmanlığının hükmünü de giyemezdim. Beni dipsiz kuyulara hapsettirme, ölürüm senin üstüne doğan en aydınlık günün karanlığında.
Üzüldüğün her saniye hatalarımın arkasına bağlayıp her gece affedilemeyişimin sarp kayalıklarında süründürüyor beni. .kâbuslarım korkar oldu olanlardan.
Zamansızlığın girdabında kendimi yitiriyorum, en güzel an seninle yaşadığım, kendi zamanına kaçır beni.
Düzenine karışacak kaos benimle gelirse eğer… Yusuf dokunamayan kurtlar saldırsın üstüme, kervan geçmez yol kuyularına atsınlar beni çıkmazcasına…
Hatalarımı bağışla can parçam, uzak olmasın yakınlığa çabamız… Sadece sen bilirsin, tüm olanları gözlerimden okumayı… Suskunluğumun çığlıklarında senden başkasını uyandıramam. Sensiz her kaçışım çıkmaz sokaklarda son bulur, tut elimden, çıkar beni bu dehlizlerden… Her baharda seni yazayım her kışta kendimi… Umut öykülerinin ilhamı sen ol pişmanlık ağıtlarının sebebi ben…
Sensiz aralıklarda seni duyumsadığım her zerrem, sorguların sonunda çöllere atıyor yorgun bedenimi… Seraplar bile ürkütücü burada affına tutsak olduğum… Affet ki, çöle yağan yağmurum ol, beni çölden kurtaran son kervan ol… Kırgınlığı/n/m/da yüreğimin ateşine gözlerimden akan yaşlar eşlik etse de ne sönen ateş var ne akan su… Dualarımın sonu sonsuz beddualara çıkacak diye korkuyorum. Aminlerini esirgeme benden…
Bırakma beni u/mutsuzluğun/m/da…
Söyle şimdi, müebbet mi, benim pişmanlığa sebepten tutsaklığım?
Hepsi mi boş can parçam, hiç mi umudum yok benim???




