• osman köleli 20.08.2009

    O sahil her canı sıkıldığında ,yaz kış, gece gündüz uğradığı bir yerdi. Açık denize yakın olduğundan deniz biraz dalgalı olduğundan yüzmeye pek elverişli bir yer değildi. Bu yüzden genelde tenha olurdu. Bir tarafı ormanlığın bitişi diğer tarafı kayalık olan bir sahil.

    Bir ucundan bir ucuna gidip gelir, yada oturur denizi seyrederken  canını sıkan meseleri düşünürdü. Problemlerine çözüm arar ve bazılarınan çözüm bulur bazılarına bulmasada ;rahatladığı bir yerdi. Yalnız ve tek başına …  Belki etrafında dertlere ortak olacak birini bulamıyor yada buldukları yada buldukları anlamıyor,oralı olmuyorlardı.

    Yağışlı ve sisli bir günde; denizinde onun gibi kabardığı, hiddetle kendini ve taşıdıklarını kayalıklara vurduğu bir günde kendisini sahilde buldu. Kafasında bin bir soru ve sıkıntı ile sahilde  dolaşmaya başladı. Kim bilir yine canı neye sıkılmıştı. Belli bir süre sonra sakinleşmeye başladı. Belki  sahile vuran dalgalar  onun içindeki sıkıntıları alıp götürüyordu. Bir yere oturup etrafına bakınmaya başladı. Kayalıkların ordaki feneri farketti. Her zaman orda duruyordu aslında ama ilk defa gözüne farklı geldi.  Etrafta bir o bir de kendisi vardı. O da kendisi gibi yalnızdı. Yine düşüncelere daldı; kendisiyle benzer yanları fazlasıyla benzerdi…

    Fenerler denizin en hırçın olduğu , kayalıklar arasında ulaşılması zor bir yerde, hatta kimsenin gitmek istemiyeceği bir yerde bulunur. Yaz,kış demeden,en zor anlarda bile karşılık beklemeden; karşıdaki ister yardım istesin yada istemesin,hep aydınlatır etrafını burda tehlike var diye…..

    Fener de yalnızdı işte kendi gibi. En yakın fenerden çok uzakta olmasındandır suskunluğu. Belki o da konuşmak ister birileriyle ama nafile. Denizden gelip geçenlerin de umrunda değildir fener. Bu durumda susmak , küsmeden ve darılmadan etrafını aydınlatmaya devam eder…

    Biraz daha dikkatli bakınca sanki acı bir sitem vardı fenerin üzerine yoğunlaşmış. Işığı ne kadar sisleri yararak etrafını aydınlatsa bile kendi üzerindeki  bu sitem sisini aydınlatamıyor veya aydınlatmak istemiyor gibiydi. Ama bu sitem gelip geçerken ışığından istifade eden vefasızlara değil, bizzat kendisine idi. Belki de o yüzden aydınlatmak istemiyordu.

    Biraz daha arkadaşlık arkadaşlık edince fenerle sis perdesinin nedeni ortaya çıkıyordu. Hani belki ışığı biraz daha kuvvetli olsa ; biraz daha….Işığını görüpte tedbir almayıp kayalara çarparak parçalanan hayatlara bir faydası olurdu düşüncesi hakimdi . Ama ne çare ; elden gelmez çare, eldekiyle yetinmek tek çare….

    Fener yaşadığı acı tatlı olaylara şahitlik ederek geçen zaman feneri daha iyi anlamasına yol açıyor ve ona hak veriyordu. Kendine geldiğinde içindeki fırtına da denizdeki fırtana dinmişti. Güneş güzel yüzünü  göstermeye başladığında ; gözü fenerin olduğu tarafa yöneldi. Fenerin ışığı sönmüştü. Güneş varkende ona gerek yoktu zaten. O da haddini bilerek söndürmüştü edepten ışığını ….

    Artık hayata biraz daha farklı bakıyordu. Kendi kendine söz verdi,fenerin yaptığını yapacaktı. Etrafındaki insanlara sitem etmeden, hiddetlenmeden; onları cılız ışığıyla aydınlatma devam edecekti. Taki güneşi görüncüye kadar ……..

    VN:F [1.6.2_892]
    Rating: 10.0/10 (12 votes cast)

  • Bir yorum

    WP_Modern_Notepad
    • Abid Diyor ki:

      Artık hayata biraz daha farklı bakıyordu.Kendi kendine söz verdi,fenerin yaptığını yapacaktı.Etrafına insanlara sitem etmeden,hiddetlenmeden;onları cılız ışığıyla aydınlatmaya devam edecekti.Sevgi ve dua ile……..

    Yorum yaz

Mail List

    Email adresinizi giriniz:

Araştırma - İnceleme

mp3

Flash required